31 Mart 2012 Cumartesi

Sadık mısın aşka?


Kandırıyorsun beni İstanbul,yine kandırıyorsun!İskeleden izliyorum bu sefer seni, bana diğer bir güzel yüzünü göstermeye söz vermiş vapurunu beklerken...Aramızadaki tek engel iskelenin üzeri çapa işlemeli camı evet çapalı camı.Çapa sadakat demekmiş.Sadakat diyince sanki yüzyıllar öncesine götürüyor anılar beni,ne ilginç değil mi yaşadığım ömürle yüzyılları kıyaslayabilisim!Bence yıllara başka bir kavram adı vermek gerek.Dünya'nın güneş etrafında tamamladığı zamanla,benim kendi etrafımda tamamladığım zamana nasıl aynı ad verilebilir ki!70 yaşına gelipte geriye dönüp baktığında bilmedim ben hiç yaşamayı diyen biriyle,20'sinde benim kadar göre göre yaşayan yok bu hayatı diyen birisini nasıl daha küçük sayabiliriz diğerinden?Yani yıllara başka bir tanım vermek gerek...Yüzyıllar öncesine gitmişken camda yüzümü gördüğüm ben,bana Narkisoss'u hatırlattı.Belkide Narkisoss'un  o kötü kaderini hepimiz paylaştık asırlardır!İnsan hayata bir tek kendine aşık olarak geliyor.Belkide başkalarına güvensizliği,inançsızlığı kendinde hissetiğini bulamayışından kaynaklanıyor.En büyük düşmanı kendi olabildiği gibi en büyük aşığı yine nasıl kendi olabiliyor, en güzel rüyanın içindeki en büyük kabusu gibi?Aynı anda insan kaç hayatı yaşıyor?İstanbul,karşımda bütün ışıltınla duruyorsun gecenin karanlığı karartamıyor seni...Öyle güzelsin ki korkutuyorsun.Yeditepeli şehrim neler yaşatıyorsun?Çapanın arkasından görünen şehrim söyle bana;camdaki çapa gibi sadakatini koruyor musun toprağın altında milyonlarca yatanınla,üstünde milyonlarca nefes alanına?Nerde sadakatin güzel şehir yoksa sende mi asırlar önce kaybettin kendine duyduğun aşkla?..



...2006'dan

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder