31 Mart 2012 Cumartesi

Yanık izi


Geçen gün, bir anda gözüm koluma takıldı. Kimsenin göremediği çok dikkatli bakınca belli olan yanık izime. İnce bir çizgi, bir ton daha koyu tenimden, adına yanık izi dedikleri... 

Kolumu yaktığım güne gitti sonra aklım. Kafam çok güzel. "Acıktım" diyen birine yememk ısıtma çalışma çabamın sonucu "aahh" sesi. Bu kadar basit yandı işte kolum. Oysa o "acıktım" diyenden izimdi o. Sevmiştim o yüzden izi, aynı onu sevdiğim gibi... Yaramdı o benim, hatıramdı. Yüreğime iz bırakandı o, koluma bıraksa ne fark ederdi? İlk günleri ize bakıp gülümsüyordum. Aşk garip işte, tanıma mı gelir? Yaranı sevmekti aşk! Ondan kalan izi sevmekti aşk, yaksa da, yansan da...

 Geçen gün, bir anda takıldı gözüm yanık izime. O günlerde düşündüklerim düştü aklıma, gülümsedim. "Ah, benim hala aşka inanan kafam!" dedim. Sonra fark ettim. Her seferinde aşkın a'sını ağzıma aldığımda yanıyordum. Bazen seviyordum bu yangını, kim bilir belki ısınıyordum. Sonra o yanık "aahh" dedirtince, anlıyordum, izi çıkacak bu aşkın! Unutturmayacak, hatırlatacak kendini. O an iki seçenek görünüyordu, belki de kaderin ne demek olduğunu en iyi hissettiğim zamanlardan biri. Ya bu yarayla yaşamaya karar verecektim, ya da sessizce benle aynı dili konuşanlardan su isteyecektim, dökmek için yangınıma. Tam o anda bir seçim yapmak, kaderden başka bir şey değildi de neydi?  Belli belirsiz bir yanık iziyle mi yaşamak, yoksa herkesin göreceği bir yarayı ömür boyu mu taşımak? 

"Ahh" sesimden sonra, su döktürdüm yarama. Çünkü yara, yaren olana yakışırdı. Çünkü ömürlük taşıyacağın yaraya, hesapsız kitapsız bir aşk lazımdıi. O an anladım; yaram yarim değildi! 

Yanık izime takılınca gözüm, teşekkür ettim içimden yaktırana, sonra ona su dökene... İkisinden de ne çok şey öğrenmiştim. Şimdi belli bellirsiz duran bir iz var kolumda, adına yanık izi dedikleri ve biliyor yüreğim; yaram yarim değilmiş, yarimin adı başka...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder