Ailemin hayatıma kattığı en büyük değer, insan ayrımı yapmamak oldu. Evimizde bir gün olsun; "Bu Kürtler...." ya da "Şu Aleviler......" gibi konuşmalar geçmedi... Biraz bilinçlenmeye başladığımda da etrafımda dönen bu konuşmalar hep şaşırttı ve üzdü beni. Bir kişi için koca bir dini ya da ırkı nasıl suçlayabilirdik? Dünya tarihine adını kapkara harflerle yazdıran Hitler'den ne farkımız kalırdı? Gaz odaları yapmamak, toplama kampları kurmamak, yada diri diri insanları yakmamak Hitler'den ayrıyor muydu bizi? Peki ya beynimizde, yüreklerimizde kurduğumuz bu inançlar ne oluyordu? Birlik varken, bunca çokluğu yaratıp, onun etrafında düşünceler ekmek yüreği karaya boyamıyor muydu?
Biz Türkiye Cumhuriyet'i sınırları içinde doğan bir çok ırk, tek bayrağın evlatlarıydık ve her birimiz ırkı fark etmeden terörün çocukları olarak büyüdük. Doğudaki birebir yaşarken, batısındaki kabuslarında gördü... Ve her terör haberinde, kaybettiğimiz gencecik canlardan sonra beni üzen, "Bu Kürtler...." diye başlayan cümleler oldu... Bir çok Kürt dostum var, her biri ayrı ayrı güzellikleri olan, bayrağımızı bizim kadar seven, çünkü onunda bayrağı olan bir çok dost... Sadece benim değil, eminim bir çoğumuzun etrafında var bu insanlar ve bütün bu terör haberlerinden sonra sanki onlar bizden değilmiş gibi analarına, bacılarına varan küfürler tüylerimi diken diken ediyor. Adı üstünde bir terör örgütünü bir ırkın sırtına yüklemek, hangi inanca, hangi insanlığa sığıyor? Böyle düşündüğüm için tek bir gün olsun Kürtlerle aynı kefeye koymadım terör örgütünü... Ülke siyasetinin de uğradığı en büyük oyunlardan biri olarak gördüm hep... Sağcı-solcu, Türk-Kürt, Sunni- Alevi, muhafazakar-çağdaş hep bu ikiliklerle çatışma ortamını ayakta tutan tansiyon bütün bunların bizim zenginliğimiz olduğunu, bu milleti bütün bu ırkların, düşüncelerin bir araya getirdiğini fark edemedi ve bunun içinde özellikle 60'lardan beri bir çok can gitti... Erdoğan bir türlü açamadığı açılımdan bahsettiğinde, ne yalan söyleyeyim umutlanmıştım. Açılım'a inanan ve beklentileri olanlardandım ama çok geçmeden bunun da bir rüya olduğunu anladım, aynı iktidara gelirken terörü bitireceğiz sözü vermesi gibiydi... "Ah keşke dediğin" ama her geçen gün hayalinden bile koşar adımlarla geri geri sürüklendiğin... Eğer yanlış hesaplamadıysam, son 18 günde şehit sayısı 58'e ulaştı. Bir ay bile olmadan 58 can, 58 anne- baba, 58 kardeş, 58 dost, 58 sevgili, 58 hayal son buldu... Afyon'da şehit olanları teröre bağlayamayız belki de, hiçbir zaman bilinmeyecek neden şehit oldukları? Belki yanlış bir haraket, belki terör saldırısı, belki de hükümetin eski can dostu yeni düşmanı Suriye'nin oyunu...Hiçbir zaman bilinmeyecek bu sebep... Dünden beri gözüm haberlerde, ulusal yas ilan edilecek mi diye bekliyorum. Yok, nerede? Oysa yurt dışında kaldığım günlerde, ülkemi en çok özlememe sebep, örneğin bir milli maçtan sonra aynı hislerle, aynı coşkuyla sokaklara dökülemiyor oluşumuzdu ya da tam tersi bir şehit verildiğinde aynı acıyla gözyaşı dökemeyişimiz... İşte bütün bu hislerle yurt dışında yaşamak istemediğime kesin karar vermiştim. Ben, benim gibi sevinip, benim gibi üzülen insanlarımla birlikte mutlu olabilirdim. Evet, ulusal yas ilan edilmedi, peki yanmadı mı her birimizin yüreği en derinden, yoksa yaşayamıyor muyuz aynı acıyı eskisi gibi en yürekten? Hayat ne çabuk devam ediyor, bu kadar hızlı mı, yoksa bu kadar mı alıştık her gün verdiğimiz şehitlere? Ülkemin dört bır yanında 25 ocak içi kanaya kanaya ağlarken gülmek gelmiyor benim içimden... Ulusal yas ilan edilmedi evet, ama ben yastayım... Haftasonu mu? Yok eğlence... Evimden birini kaybetmişim gibi tutacağım bu yası, çünkü ölen benim bayrağımın kanıydı... Evet yazıyorum büyük harflerle; YASTAYIM!!!

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder