İnsan hayatının ömürlük öğütleri vardır. Bazılarını anında anlar hayata geçirmeye çalışır, bazılarını ise zamanla öğrenir. İşte babamın bir kaç gün önce söylediği söz bunlardan biriydi. "Sevdiğin kadar mutlu olursun." dedi, doğduğum andan itibaren yüreğime sevgiden başka tohum ekmeyen sesiyle. Başta bilindik geldi bu söz, sonra sorgulamalarım başladı, ardından not defterimi açıp babamın yadigarını yazdım. Gerçekten böyle mi? Gerçekten sevdiğimiz kadar mı mutlu oluruz? Yoksa sevgilerimiz bizi üzer mi? Babamın sözlerinin tam aksine, sevdiğimiz kadar acı mı çekeriz? Bir kaç gündür düşünüyorum bunları. Sevgi acı mı verir mutluluk mu? Terazime koydum duygularımı, 100 gr sevgi, 50 gr mutluluk, 15 gr hüzün, 20 gr hayal kırıklığı, 35 gr neşe, 45 gr hırs, 30 gr nefret... Bir kefesinde hislerden biri, diğerinde öteki, tarttım durdum içimde, sevgi üzer mi diye? Sevip de karşılık göremeyince, sevip de beklemediğimiz şeyler yapılınca, sevip de hayal kırıklığına uğratılınca işte bütün o zamanlar da nereye kaybolur mutluluk? Saklambaç mı oynar, ebesini ağlatacak kadar? Aslında bütün o zamanlar da acıtan sevgi değildir, sevmekten vazgeçmeye çalışmak, sevgiyi nefrete döndürmek, sevgisiz kalmaktır. Anladım ki sevgi azaldıkça acı yakan yıkan... Sevgiyle bakınca karşındakine bütün olumsuzluklara rağmen affetmek, olduğu gibi kabullenmek mutlu eden. Hem de sadece insanları değil, hayvanları, tabiatı, eşyaları bütün var olmuşları. Her şeye sevgiyle bakabilmek de sırrı mutluluğun. Babam parayla pulla ölçülmeyecek bir yadigar bıraktı bana, ömürlük bir öğüt; "Sevdiğin kadar mutlu olursun." Buradan çok teşekkür ederim ona... Şimdi söyleyin, mutluluğa mı erişmek istersiniz, acıya mı? Seven gözlerle bakın hayatınıza, affetmenin erdemini, her şeyi bir görmenin sevincini hissedin damarlarınızda ve tabii ki sevgiyle kalın, sevgimle kalın :)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder