3 Ağustos 2012 Cuma

Mutluluğun Resmi

 1961 Mayıs' ında Nazım Hikmet, Dünya Barış Komitesi adına Fidel Castro'ya Barış ödülü vermek üzere Havana- Küba'ya gider. Ve o meşhur "Saman Sarısı" şiiri orada yaşadığı devrimci çoşkunun etkisiyle yazılır. Bir çoğumuz bu şiirin bir kısmını çok iyi bilir. Çok mutlu olduğumuzda sormaz mıyız birbirimize; "Mutluluğun resmini çizebilir misin?" diye. İşte o şiirinde, ressam Abidin Dino'ya mutluluğun resmini yapıp yapamayacağını sorar Nazım'ın mısraları;

"Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?
İşin kolayına kaçmadan ama
Gül yanaklı bebesini emziren melek yüzlü anneciğin resmini değil
Ne de ak örtüde elmaların
Ne de akvaryumda su kabarcıklarının arasında dolaşan kırmızı balığınkini,
Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?
1961 yazı ortasındaki Küba'nın resmini yapabilir misin?
Çok şükür çok şükür bugünü de gördüm
Ölsem gam yemem gayrının resmini yapabilir misin üstad?"

Aslına bakarsanız ben Nazım'ın komünist tarafıyla pek ilgilenmem, benim için "bir sevda şiirini bir kavga şiiri kadar seven" adamdır o. Ben onun aşk kokan mısralarını tutarım ezberimde, ama ideolojisi ne olursa olsun düşünen bir beyni, beğensem de beğenmesem de kendi için doğru gördüğü yolda yürüme inancı her zaman etkiler beni. Mutluluğun resmini yapıp yapamayacağını sorduğu bu mısralar aslında Küba'da bir rüyasını gerçekleştirmenin üstüne yazılmıştır. Beni bu hikayede en çok etkileyen ise Abidin Dino'nun Nazım'ın bu şiirine kendi kaleme aldığı şiiriyle verdiği cevabıdır. Aslında sizle bugün paylaşmak istediğim bu şiirdi işte;

kokusu buram buram tüten
limanda simit satan çocuklar
martıların tela
şı bambaşka
i
şçiler gözler yolunu.
inebilseydin o vapurdan
aya
ğında varnanın tozu
yüre
ğinde ince bir sızı.
mavi gözlerinde yanıp tutu
şan
hasretle kucaklayabilseydim
seninle, bir daha.
davullar çalsa, zurnalar söyleseydi
ba
ğrımıza bassaydık seni nazım,
yapardım mutlulu
ğun resmini
ba
şında delikanlı şapkan,
kolların sıvalı, kavgaya hazır
bahriyeli adımlarla dü
şüp yola
gidebilseydik meserret kahvesine,
ilk kar
şılaşğımız yere
ve bir acı kahvemi içseydin.
anlatsaydık
o günlerden, geçmi
şten, gelecekten,
ne günler biterdi,
ne geceler...
dinerdi tüm acılar seninle
bir dü
ş olurdu ayrılığımız,
anılarda kalan.
ve dola
şsaydık türkiyeyi
bir ba
ştan bir başa.
yattı
ğımız yerler müze olmuş,
sürgün
şehirler cennet.

i
şte o zaman nazım,
yapardım mutlulu
ğun resmini
buna da ne tual yeterdi;
ne boya... 






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder