18 Nisan 2012 Çarşamba

Annem, annem...

Sevgili günlük diye başlayacağım yakında yazılarıma. Blog; ağlama duvarına rakip iç dökme duvarım oldu. Meğer ne çok şey varmış anlatmak istediğim. 

Dün gece annemle konuşuyoruz. "Can'la çocukluk resminizi buldum, çok tatlısınız." dedi. Bulduğu resme bakarken, önceden yüklediği çocukluk resimlerimiz geldi aklıma. Onlara baktım. Elinde kitap olan, okuyan küçük Cansu'yu buldum sonra. Resimde kaç yaşındayım bilmiyorum, bildiğim tek bir şey var; bana kitapları sevdiren annem oldu bu hayatta. Nefes almak gibi bir hale gelen yazma aşkım, en büyük hayalim; bir gün çıkacak kitaplarım, bunların hepsini borçlu olduğum bir kadın; annem onun adı. Kelimelerin yetmediği, kendimi en eksik hissettiğim, sözcüklerimin iktifa olmadığı biricik sevdiğim o benim. Geçen gün Elif Şafak'ın köşe yazısını okuyorum. "Annelerimizin gözünde ne zaman büyürüz?" diye bir yazı yazmış. Hiç büyümediğimizi anlatmış. Bugün o yazısını düşündüm, ve fark ettim ki biz hep annelerimizin çocuğu olarak kalmak istiyoruz. Ne kadar büyürsek büyüyelim, o aitlik hissi, o ana karnında kurduğumuz bağı koparmama hevesi hep içimizde bir yerlerde yaşamaya devam ediyor, ondan mıdır bilmem hep annelerimizin gözünde büyümemeyi istiyoruz. Gün geliyor yakınıyoruz, hala beni çocuk zannediyor diyoruz, ama aslında biz hiç çocuk olmaktan vazgeçemiyoruz. Kaç yaşına gelirsek gelelim, hepimizin içinde o büyümeyen çocuk var ya işte o nasıl mutlu oluyor birinin hayatında hep çocuk olarak kalacağı için. Bugün aklıma Elif Şafak'ın yazısını düşüren de bu düşünce oldu. Her gün kendimi büyütmek için uğraşırken, en ufak güzel bir haber alsam elim telefonda annemi aradığımı fark ettim. Gururlandığım da ve hatta yapmamam gerektiğini bilsem de hoş sözler duyup içim kabardığında bu sözleri duymasını istediğim ilk kişi hep aynı adres oluyor. Duyduğum hiç bir övgü sözü, onun ki kadar onurlandırmıyor, taçlandırmıyor beni, o yüzden her seferinde ondan duymak istiyorum o en güzel sözleri... Ben onun çocuğu olmaktan hiç vazgeçmiyorum. Bizim aramızdaki; benim hatırlamadığım, onun emek verdiği bir hatırayla başlıyor. Yolculuğun başlangıç yeri; ana karnı. Göbek bağının kesilmesi, gönül bağını kuvvetlendiriyor. Ben sözcüklerimi, biraz olsun yazabiliyorsam eğer, içimde bu aşkı taşıyorsam işte bütün bunların hepsini anneme borçluyum. Bana kitapları o sevdirdi. Onların içine girince, bambaşka dünyalar da yaşayabileceğimi annem öğretti. Affetsin beni, ama ben vazgeçmeyeceğim onun çocuğu olmaktan. Büyümeye karşı durduğum yer onun yanı. Candan Erçetin'in şarkısındaki gibi;

"Annem, annem
Ben hala senin dizlerinde..."

Küçükken yaptığı özel bir yemek vardı. Alüminyum folyaya sarılmış fırında mantarlı tavuklar, benimkilerin içinden hep yazı çıkardı; seni seviyorum yazardı. Yemekleri gibi, notu da sıcacıktı. Bana öyle bir dünya armağan etti ki, ilerlediğim her basamakta onun ışığı var. Şu günlerde en büyük hayalim romanımın çıktığı günü görmek. Teşekkür edeceğim kişiler, onlara nasıl teşekkür edeceğim, kapağı, önsözü hepsi, her şeyi hazır aklımda. Bir de kitap birisine armağan edilir ya, o da hazır; anneanneme. Hayatta tanıdığım en güçlü kadına, hayran olduğum insana, yokluğuna alışamadığıma, özlemi bir gün olsun azalmayana, sevgisi bir gün olsun yer değiştirmeyene, yüreğimde taşıdığıma ama hepsinin de ötesin de bana annemi armağan edene... Aşk'ı semazen çıkarsa bir gün onun ilk sayfasında; anneanneme yazacak. 

Bu yazının sonunda da, çocukken yediğim tavuğun içinden çıkan nota karşılık ben anneme yazacağım. SENİ SEVİYORUM, diye koskaca harflerle...
.


BAŞIM GÖZÜMDEN ÇOK İÇİM BİR PARÇAM
ANNEM SEN BENİM YANIMA KALANSIN...

not: okumak isteyenler için Elif Şafak'ın yazısının linki;
http://www.haberturk.com/yazarlar/elif-safak/725767-annelerimizin-gozunde-ne-zaman-buyuruz

2 yorum:

  1. Cansu'cuğu... Canımın içi, duygusallığı çok yoğun yaşadığım günlerde yazın beni benden aldı.Bir evladın annesine verebileği bundan daha güzel bir armağan olabilirmi.Öyle güzel anlatmışsınki sevgini içimi ısıttın.Ve çok teşekkürler sana, o güçlü kadını,hep özlemle andığımı,yokluğu acıtanı,saygıyı en çok hak edeni benim canım teyzemi böylesine güzel sözlerle andığın için...İyiki varsın canım,seni seviyorum...

    YanıtlaSil
  2. Evlerimiz de birey gibi oluyor, ailemizin bir parçası, veda etmek çok zordur, eminim. Dilerim, daha güzel evlerde, daha güzel anılarınız biriksin... Çok teşekkür ederim Nazlı teyzeciğim, beğenmenize çok sevindim :)Bende sizi çok seviyorum...

    YanıtlaSil